için ankara hummalı hazırlık içerisindeyken önümüze dikkatimizi talep eden bir dizi konu sunuldu. üzerimize düşeni yapıp sırasıyla tek tek ilgilendik.bu da bi çeşit icraat ve tabii izlediğimiz son performans doğanın akışında ilk akıllı insanın ortaya çıkışına benzer bir etki yarattı ˜ büyük bir ruh inkilabının eşiğindeymişiz gibi bir his. yani hayır teşekkür ederim boşluk zaten
ama öte taraftan iyi bir yaz olmuyor mu siz söyleyin. önce julian barnes’tan geldi. 44 yıldır kitaplar yayımlayan yazar yaza girerken okuruna son kitabı ayrılış(lar)’ı sundu. 80 yaşında, hasta ve ölüyor >> işte huzurlarınızda kesinliğe varma çabası. son kitap otobiyografik fakat ‘hayat düzeyleri’ gibi her bölümde bir tam öykü taşımıyor. bu sefer daha yakınımıza düşüyor daha kırılgan ve samimi. sadece kitap okumak değil, bir edebiyat olayı bu. sayfalar boyunca evirip çevirdiği bellek durumuna son bir meydan okuma gibi üniversite döneminden arkadaşı bir çiftin hikayesini anlatıyor. hiç julian barnes okudunuz mu? bir tane okusanız sonrasında ayrılış(lar)’a siz de tanıklık etmek isteyeceksiniz
hemen ardından orhan pamuk yeni kitabını yayımladı. kelimeler ve resimler. o da bi otobiyografi. şöyle yorumlar var [op sırlarını, anılarını ve kırılganlığını tüm samimiyeti ile paylaşmış] evet biliyoruz ki kendisine nobel’i getiren bir kırılganlığa sahip. taray apartmanı sorunsalını mazur görmemiz için columbia üniversitesinde dünyada ilk müzeoloji kürsüsü kurmayı düşündüğünü söylüyor. bildiğiniz gibi bu gibi kriz anlarında op kendisi ile çalışıyor. sonrasında müzeolog da olabilirim diyor. müthiş bir emeklilik planı. büyük milli müzelerden hikaye anlatan kişisel küçük müzelere geçişe hazırlanmayı öngörüyor. çay ve sempati ise şu: 2010’da booker uluslararası ödül jürisine başkan olması teklifini genel olarak kötü roman okumaktan çok korktuğu için reddetmiş. <istanbul hatıralar ve şehir kitabından farklı> pür dikkatinize talip olmayan bu anlatısı için tam bir yaz kitabı diyebilirim. bi tane alıp tatile falan gidebilirsiniz. bence bu normal okur için de fırsat
burhan sönmez de bir ödül eşliğinde yeni kitabını yayımladı. haziran ayı biterken <çağımızın tanığı> kategorisinde hemingway ödülünü aldı. yazar aynı zamanda pen international başkanı. yeni romanı kırmızı ayna için tam bir bir şezlong kitabı diyemem. yazarın kuzey ve labirent romanlarını okuduğum için romanda zaman zaman ortaya çıkan bir kontrol listesi dolduruyormuş hissini garipsedim. bu noktada güneşin alnında yüksek nem seviyesi için fonksiyonel. ödül bağlamındaysa havada kalan bir şey yok. sönmez bastırılan, dışarıda kalanın hikayesini anlatır. kırmızı ayna’da karakter bir cemaatin yaşanmışlığını taşıyor ama hikayenin merkezi değil. tesadüfen bir suikaste şahit olduktan sonra yurtdışına çıkmayı planlayan oğlu seba ile iletişimini kaybeden zaza yıllar sonra bir buluşma yaşıyor fakat belleğin farklı bir canlılık seviyesinde ayna simetrisinin ters dili vasıtası ile. gördüğünüz gibi kitaplar varlar postlara kıyasla uzunlar ve her gündem seviyesinde elzemler
İlk Yorumu Siz Yapın