dediğimiz bir gün jim carrey, paris’te césar ödülleri’nde ömür boyu başarı ödülüne layık görüldü. dünya siyasi gündemi bıçak sırtıyken ödülü tamamen hak ettiğinin bir nişanesi olarak ödül gecesi performansı sonrası klonlandığı şüphesi dünya insanının kimyasını altüst etti. 64 yaşını süren oyuncunun 38 yaş dinamizmine sahip olması bile tek başına mevzuyken; göz renginden baskın eline, yüzüne yaptırdığı tuhaf şeylerden, adli diş hekimi analizi ile diş etlerine kadar gerçekten o mu diye didik didik edildi >> dünya, jim carrey’i ne kadar sevdiğini fark etti
jc, gecede plastik makyaj sanatçısı tarafından temsil edildiği de dahil olmak üzere bir dizi iddiaya şu ana kadar direkt yanıt vermedi ama basın sözcüsü ve césar organizasyonu [jim carrey törene bizzat katıldı ve ödülü kendisi aldı] şeklinde bir açıklama yaptı
haberin etkisi bende derhal {jim carrey / anılar ve yanılsamalar} kitabını sipariş etmek oldu. roman yayımladığı 2021 yılından beri favorilerden sepete sepetten favorilere birkaç kez gidip geldi. bugün okunmayacaksa ne zaman okunacak dediğim // kitap ağlarında 2’lerde seyreden puanın pek bir anlam ifade etmediği o nokta>> jim carrey ne yapmış olabilir
evet <jc’ye ne yaptılar> sorusundan ‘anılar ve yanılsamalar’ anti-anı kitabına seri şekilde geçiş yaptım. birinin anı kitabını okuduktan sonra onu gerçekten tanıyabilir misin? jc’nin cevabı net: hayır. bu cevabı kişilik yanılsaması üzerine düşündüğü süreçte araç olarak kullanıyor. eş yazar dano vachon ile beraber ünlülerin anı kitapları algısına yeni bir soluk getiriyorlar. roman sizden büyük okur olmanızı beklemiyor. ama kağıt okur olmanızı da istemiyor. kurgu boyunca en havalı lafları nicolas cage’e söyleterek jimbo metaforlar üzerinde çalışmayı tercih ettiğini gösteriyor/metaforlar: anlattığı absürt bağlamında okuduğumuz ne kadar olay varsa
bu cafcaflı bir konu. özellikle kitabı ve kitap sonrası verdiği röpleri de okuduğumda upuzun bir yazı olma riski taşıyor. seçmem lazım. onur baştürk’e verdiğim röp yayımlanınca (2005) savaş özbey hakkımda [[belki truman show tadında bir hayat sürmek amacı, diye yazmıştı. bozulmuştum. yaptığım tüm o {{havalı şeyler yazılarımı okutmak içindi. kılıçların çekildiği dünya gündeminde son gerçek insan bay truman’ı habersiz karşımızda görmek kolektif bir şüphe duygusu uyandırmış olabilir
güçlü itirazlardan biri de tutum değişikliğine geldi. jimmy ödülleri sevmez, röp sorularına böyle atlamaz, sakin tane tane konuşmaz; mutlaka komik ve düşündürücü bir şeyler söylerdi. oluşturduğu filmografisine ara verip aydaki adam ile dönüş yaptığında da benzer bir şaşkınlık yaşandı: aklını kaybetmiş olmalı >>aşırı yorumlanmış bir hayata sıkıştırılmaya çalışılmak. anılar ve yanılsamalar buralara alan açıyor
kitap için <yaptığım her şeyden daha değerli> diyor yıl 2020. pratiği son 10 yıldır/ daha da uzun süredir duygusal bir hayatın mümkün olabileceği üzerine. ama okur olarak buna hemen inanmamızı da istemezdi diye düşünüyorum. laf aramızda jim carrey komplo teorilerine yatkın biri doğu mistisizmi ile soslandığı ölçüde. sonsuza kadar kalacak dijital özünün üzerinde çalışılmış olduğu kurgusu sadece büyük unutuluş riskine karşı bir teselli olmayabilir
neredeyse bir gişe başarısı kadar ses getiren ödül gecesinde gülümsemenin ve kontrollü oluşun değerini küçülten her şeyden bağımsız bu yeni çocuksuluğu belki yeni bir filmin hazırlığı ve sadece reklam için bu şekilde boy gösterdiği ihtimali >> anti-anısının sonlarına doğru uzaylı istilasından botla okyanusa açılarak kaçtığında gökyüzü dekoruna çarpmıyorsa ben sandığı kimliğin esnekliğini bir kere daha keşfettiği için olabilir bu onun asıl büyük yeteneği [kollarını etrafında kavuşturamadığın ağaç// büyüdü küçük bir fideden// dokuz katlı taraça// yükselir bir kil yığınından// on bin millik yolculuk// başlar ayağının dibinden >>ben de işte şu sıralar buralardayım
İlk Yorumu Siz Yapın