resmi twitter sayfam bazen de instagram küçük ve günlük hassasiyetler

bi cuma akşamı

selfie çubuğumuz var

324200032191459

içimdeki ergene ithafen

bu gece bunu dinledik efenim, siz de dinleyin. mor ve ötesi’nin 2012 yılında çıkardıkları albümden oyunbozan sizlerle

eskiden bir şeyler yapmak için

en fazla 25 yaşına kadar harekete geçmiş olmak gerekirdi:

Kariyer basamaklarını genç yaşta tırmanmaya başladı

İstisnalar kaideyi bozmaz ama öyleydi ablanızın büyüme çağında ileri yaş için  görüş şuydu,
oldun oldun olamadın lif örersin (30’unda mesela) bu, çevremin çapsızlığından da ileri gelebilir olabilir yani.
Şimdi öyle değil ne güzel her yaşta pek çok şey olabiliyorsun, hayatın tek pembe yıldızı.
Kadınlar arasında çalışmamak çok zalim bir arena. “Çalışıyor musun?” sorusunu “bıraktım” şeklinde cevapladıktan sonra (ciğerleri çürüten kötü bir alışkanlık misali tek fark az biraz mahcubiyet)  10 maddede iş, oluş, hareket bildirsen de lafın bittiğinde karşındaki “çalışmıyorsun yani” diyebilir.

Şimdi ne güzel. 45 yaşına ev hanımı olarak gelip pat diye ergenliğe düşmüş bir çocuk gibi bir sabah kendini bir şey ilan edebiliyorsun kuvvetle muhtemel osun da zaten. sonra azıcık köpürtmek de bu işin doğasında var. Kimse iddiana istinaden ilgili makamı, yetkili mercii, okulu vs arayıp şu kişi şunu söyledi bu doğru mu diye
sormuyor herkese her bilgiyi lap diye vermiyorlar ondan olabilir. Yaptığı işe bakıyorsun ve gerçekten fena iş çıkarmamış desteklesen ne olur? Yüzünde bir gülümseme, diyorsun ki aslında hayat hiç bu dönemdeki kadar adil olmadı.

Geçen migros’tayım aldıklarımı banda koyuyorum yan tarafımda da aldıklarını torbaya koymak için
yüzünü kasaya dönen bitkin bir kadın (işten çıkmış evin eksiğini almaya girmiş belli) arkasında duran müşterinin arkadaşı olduğunu gördü. Aaa naber nasılsın falan. Karşılaştığı arkadaşıysa çok şık, pahalı siyah bir kazak, inci küpeler, kumral saçlarını güzel bir topuz yapmış, deve tüyü palto deri bootie ben beğendim yani. Naber nasılsın ve 3. soru “çalışıyor musun?” “Bıraktım şimdilik” dedi kadın yalnız öyle bir havası var ki “geçen hafta paypal’de kurula katıldım” dese şaşırmazsın hala gardını indirmemiş. Bizimki torbalarla savaş verirken ortak bir tanıdıklarını sordu, “onu en son DOT’ta gördüm Kanyon’da” diye cevapladı. Hala durmuyor ve torbalarını bileklerine geçirirken de oğlunun bir anda ergenliğe girdiğini söyledi “hazırlıksız yakalandık böyle pat diye, çok da erken aslında”
dokunsan ağlayacak, korkuyor belli. bazı insanların birden nasıl bu noktaya geldiğini anlamıyorum “sek kaşar 8 liraya mı düşecek? alayım, ne diyordum? ergenlik””””
kusursuz topuz da  “geçer” filan dedi , tutamadım kendimi “o kadar emin olma bak bende geçmedi mesela” dedim (haaayyıııırrr)

yalnız “pat!” diye ergenliğe girmek nasıl oluyor onu kafamda canlandırmaya çalışıyorum,
uyurken birden düşüyormuş gibi hissederiz öyle bir şey mi?
bir sabah uyanıyo ve fıstık ezmeli, ballı ve muzlu krebinin durduğu tabağı itip kimse beni anlamıyor mu diyor
akşamına da of anne sen de hiçbir şey anlamıyorsun, mu? bunun üzerine anne de bir karar ver sen mi salaksın
ben mi diyerek yüzüne bir tane aşk mı ediyor ve çocuk da birkaç parça kıyafetini migros torbasına doldurup
evi mi terk ediyor bu sırada fonda migros size iyi gelecek mi çalıyor noluyor yani
spor yapan çocuklar ergenliğe geç giriyor diye okumuştum bu bir şans olsa gerek tabii ama pata engel mi onu görücez bakalım

ondan sonra

nilkızanneylensevgili

IMG_5881

nil doğunca onun için açtığım blogu hatırlayanlar bilir bi de aklından geçenleri yazmak için 2009’da açtığım twitter hesabını ne günler allam

istanbul şehir kupası

ted turnuvası

219172119659829

apartmanın bahçesinde

geçen temmuzda bir kedi doğum yaptı. tanımıyoruz kendisini. bir gün apartmandan çıktık 4 yavru kedi bahçede boğuşuyor. biri mi bıraktı semirdikten sonra bodur ağaçların dibinden ortaya kendileri mi çıktılar bilmiyorum. fark ettiğimde anne kedi hala emziriyordu. ben de direkt ıslak mama ile onu beslemeye başladım.

sarı kedi
hususi gelip alınan yavru kedi

4 yavru bir süre sonra gitti. birini geldi bir kadın aldı, 2’si komşu mahalleye gitti diğerini bilmiyorum. gelip alan o kadının evinde 8-9 tane kedisi varmış bazısı sabit bazısı da gececi. bu yavruya bayılmış dayanamamış.
bir ara gelir ben bu anne kediyi alırım kısırlaştırmaya götürürüm dedi. şahane di mi?

yavrular gitti, anne kedi bize kaldı alıştı çünkü. o burada diye mama bilgisi kulaktan kulağa yayıldı başka kediler de geldi ama misafir tabii. apartman teyzeleri bana laf sokmaya başladı karşılaştıkça; baktın buna, alıştırdın bunu, gene doğuracak o zaman görürsün sen, nasıl bakacaksın yüzümüze? filans gibilerinden.

anne kedi
anne kedi

apartmanın önünde trafik lambası yok, doğru düzgün araç trafiği yok, yaya trafiği yok denecek kadar az, oynayan çocuk yok, kedi de olmasın. yaşadığımız şu hayatta kedi kafası okşayarak belki biraz olsun gevşesek?
yok!
Huzurevine dönsün burası diyor teyzelerim. aslında yaşıtları ile birlikte bir transatlantiğe atlayıp ellerinde 3 renk alkolsüz kokteyl ile dünyayı gezmeleri gereken yaşta evde oturunca böyle oluyor: kapının önünde kedi istemeyük.

kısırlaştırma için gelen giden yok bari ben kısırlaştırayım bunu dedim. belediye sokak hayvanını mahallenizden alıyor, kısırlaştırıyor, nekahet günleri geçince de getirip bırakıyor. bugün aradım geldiler. bende kutu falan yok, onlarda var. size alışkınsa alın koyun dediler. ok! alışkın. yalnız hayatım boyunca bir kere olsun bir kediyi kutuya sokmadım yani aklımın ucundan geçmiyor bir zorluk yaşayacağımız. yakaladım güzelce, kafasından kutuya sokucam bu esnada adam kutuyu kendi göğüs hizasında havada tutuyor yalnız ve çok hoş bir tesadüf olarak apartman görevlimiz, kedisini kısırlaştırmaya götürmek üzere evinden çıkmış bir komşumuz da yanımızda bitti ve teyzelerden biri de cama çıktı. o kadar konforsuz bir an ki.

hayvan havada şöyle bir çift burgu attı iki elimi birden yırttı ve tam ısırmaya da karar vermişti ki uçmanın daha efektif olduğuna karar vermiş olacak uçtu. gerçekten ben kediyi uçarken gördüm konduğu anı bile yakalayamadım. uçarak uzaklaştı. bunun üzerine belediye görevlileri bugün bitti artık diyerek bana bir kutu bıraktı yakaladıktan sonra haber vermemi söyleyip gitti. kutuyu göğüs hizasında havada tutuyor adam inanılmaz bir şey.

ellerimi sıcak suyla sabunlamam gerekiyormuş yetermiş. ok! ben bir de alkol sıktım. yarın tekrar denicem. plastik bir kedi evi almıştım aslında, demonte koli şeklinde geliyor, katlıyosun ev oluyor. ona alışkın; içine bir tas ton balığı, sonra naylonla kaparım kapısını, bugün nalburdan takalarda kullanılan halattan aldım, sararım evi onunla, karın ağrım şu ki adamlar 40 dakkada geliyor o arada nasıl tutucam. çünkü kediler korktuklarında çok güçlü olabiliyorlar. eve gelince internetten baktım kediyi kutuya sokmak genel olarak büyük bir problemmiş. içindeyken kutuyu deviren, kapısını kıran, sahibini kanrevan içinde bırakan; kediyi evinden çıkaramayanlar veterineri eve çağırıyormuş.

bundan önce yazmıştım; kadın yeni tanıştığı adam için aynen aynen kutunun içinde hayırsa da hayır...” demişti ya arkadaşına. yani bu kutunun içine sokma olayı beceri isteyen kanlı bir süreçmiş gerçekten. zone1 de araç rehabilitasyon merkezine girdiğinde kutunun teslim edildiği güvenli bölge anlamına geliyor herhalde. Erkeği 1 adet merhaba 2-3 tane selfie 4-5 tane de tweet ile kaldırıp götüren bu hanımların karşısında şapka çıkarıyorum. yarını düşündükçe de karnıma ağrı giriyo valla bana şans dileyin.

nil standart

hafta içi 5 gün antrenmana gidiyor. ay içinde de 2 hafta 6 gün.
turnuva öncesi ve haftası çift antrenman yapıyor ve “anne ben neden evde oturamıyorum?” diye soruyor.
bugün kulübe kadın tenis milli takımı geldi, bu bizi bir süre idare eder diye umuyorum.

20170204_130433

#tbt

20160824_212402(1)

hafta sonu hoşuma giden

 

 

bir şey oldu, starbucks’ta ders notlarımı okuyordum bir süre sonra sıkıldım tabii, etraftakilere bakmaya başladım ne yapıyorlar diye, çaprazımdaki masada iki kadın da sohbet ediyordu, bana doğru oturan karşısındakine “şunu yazdım” dedikten sonra telefonunun ekranını gösterdi, “sonra bana instagram isteği gönderdi, çok yavaşız hiç bana göre değil böyle şeyler ne bileyim niyet belli gerizekalı bu herif artı şöyle bir muhabbet oldu yavşicanı düşünüyor, çocuğum olduğunu biliyor, evli de olabilirim, ne olabilir . . . (bu esnada kadınla burun buruna konuşma yapıp tekrar sırtlarına yaslandılar) o bile yok herifte ben yapıcam mecburen çok uzatmadan yapmam lazım sonra herif şey diyecek -bu kimdi?-ne yazayım -bir şeyler yapalım?-  mı
zone 1 deyiz ..aynen aynen kutunun içinde hayırsa da hayır…”

yeteneğim tanımlanması zor ve pazarlanması neredeyse olanaksız o yüzden bir işim yok diğer taraftan “doğru insanlar, hayatına gerçekten olması gereken insanlar sana gelecekler ve hayatında kalacaklar” inancıyla sosyal hayatımı sürdürdüğümden çok az insanım var inşallah tabutumu kaldıracak adam bulunur. ayrıca kefen parasının yanına bir de ağıtçı parası ilave etmem gerekecek öyle söyleyim ki bunun ayıbı günahı olmaz kültürümüzde var bir kere ve biz bu az insanlar çok sıkıcıyız. gerçekten hayatımızda kayda değer pek bir şey olmuyor yanımızda beş dakkadan fazla durmak istemezsiniz her türkiyeli gibi sevdiklerimizle beraber hayatta kaldığımıza şükrederek savuşturuyoruz bu sıkıcılığı ben ayrıca çokça film ve criminal dizi izliyorum

sohbeti dinlemek iyiydi kimse bana böyle şeyler anlatmiyor, eskiden olsa bunun üç masa ötede bangır bangır konuşuluyor olmasını gereksiz bulabilir yerine birkaç bölüm üst üste satc izlerim hem ordaki muhabbetler daha kaliteli diyebilirdim (Carrie:Tıpkı sfenks’in bilmecesi gibi neden etrafta bu kadar çok muhteşem bekar kadın var ve hiç muhteşem bekar erkek yok?) evet bu, ama bu da var, hayatın bu çiğ hali, kendi kolidorunda ilerleyen birinin yolunun birkaç metresini tanımadığı insanlara açması, başka bakımdan bunu yargılayan biri çıkarsa gülerim, sosyal medyada hayatlarımızla ürettiğimiz içerikleri düşünecek olursak eğer.

bi arkadaşım geçenlerde şöyle dedi “artık kimse blog okumuyor o internette tuttuğunuz köşeleriniz örümcek bağladı”. koca osmanlı çöktü hayatım ne bekliyordun,  feysi gazete diye çıkarsalar üzerine çamurlu botlarını koyardın demedim.  internette yıllardır hiçbir şey yazmadığımdan olsa gerek “evet ya kim ne yapsın o kokuşmuş yazıları” dedim
(bunu okudun mu Duygu?) hayata dair ne varsa yorum kriterinin “ben sevdiğim ben sevmediğim” olan yazılar ve turgut uyar gibi zamanı geldiğini hissettiğin anda kendini bozup tekrar birleştiremeyenlerin yeni bir şeyi bile eskisine dayanarak açıkladıkları, iki yıl önceki düşüncesini dün inşa etmiş gibi sundukları yazılarının gerçekten tadı kaçtı. laf tak diye scarlet cilt bakımına geldi, birkaç seans gitmiş, cildini bir hayli toparlamış. öyle söyleyince yüzüne daha dikkatli baktım, çok görünsün diye saçını taramayan kadınlardan ve hop dedi bir tropik adaya yerleşssek ne güzel olura bağlandı (ciddi ciddi)(tahminim instagram’da bennu gerede’yi takip ediyor). konu geçişlerini kaçırmadım, hep böyle olmaz mı sohbet biraz ordan biraz burdan, ardından kaçınılmaz son cep telefonlarına daldılar kısa bir suskunluk yaşandı.  ben evde su boruları ve parkeler konuşmaya başladığında bile kulak kabartıyorum o yüzden kafelerde falan sakın kendi aranızda öyle pısı pısı konuşmayın
(bir jak çıkarıldı)

mahallemizde diyeyim

apartmanlar standart 2 balkonlu bazıları 1 balkon+1 teras ve pek tabii bir de bahçe katları var ki onlar da ayrı girişleri kapılarının önüne kadar çektikleri otomobilleri ile dairelerini müstakil ev olarak kullanıyorlar.

Biz ve çevredeki diğer apartman sakinleri evden çıktıktan sonra zorunlu olarak bu konteyner alanından geçiyoruz. Mahallenin pekçok noktasında da bu konteyner gruplarından var bizimki bize yetmezmiş gibi onlarınkinin de önünden geçe geçe anayola varıyoruz. Bu çok ideal bir eve girip çıkma şekli değil benim için, fakat normal bir günde belediyemiz böyle taşıp çorba olmasını beklemeden geliyor çöpleri topluyor arkasından bir başka görevli geliyor o da yere düşenleri topluyor ben de buna Edirne’den sonra kim star yaklaşımı ile eyvallah diyorum.

20170111_173714

Bu kar yağışında geçen senelerde olduğu gibi anayollarımız açıktı ve mahalle araları, otoparklar köy yolu gibiydi ve hala da öyle; buraya çöp arabasının girmeyeceği cuma akşamından belli oldu.
ne var ki çevre tüm apartmanlar sakinleri aynı hızda çöp üretmeye (mesela fotoda göründüğü üzere plastik beyinli bir komşum bu havada bulaşık makinesi deterjan kutusunun atılmasını aciliyetli görmüş ) devam ettiler ve ediyorlar ve çöp torbalarını demin bahsi geçen teraslarda, çifter çifter kondurulmuş balkonlarda ve müstakil girişli bahçe katı dairelerinin karanlık noktalarında bekletmeyi tahammül edilemez bulmuşlar. aman bu çöp benden bi çıksın da cehenneme direk
gel gör ki onlar da bizimle birlikte mahşer gününü bekliyorlar (bana yetmez siz de görün istedim)

ülkemizde çöp atmayı bilmemek var ona şimdilik girmeyim şunu diyim yalnız; evin kapısını açtığımda katımızda görevlimizin atması için hazırlanmış öyle çöp torbaları görüyorum ki adamı alıp karşına hakaret etsen daha az zahmetli olur. ben olsam selamlarını almam o kadar. diğer taraftan otoparkımız lüks araçtan geçilmiyor bu korelasyona şaşırmalı mıyız? tabii ki hayıııırrrrrr.

şimdi yıllardır süren vatandaşla belediye arasındaki ihtiraslı ilişkiye gelecek olursak
belediye çalışmıyor da, ben çöp vergisi ödüyorum da, git avrupa’ya havaalanından otelin kapısına kadar kar yağsa dahi bavulunu çeke çeke ulaşırsın da, orada kaldırımlar yerden ısıtmalı da, bir sürü laf.
haklılığı olumlu bir duygu sanıyoruz oysa şimdi benim de deneyimlediğim üzere berbat bir duygu. bir daha ki seçimde bu belediyeye oyunu verme, oy vermedinse aç şikayetlen, imza topla, dilekçe yaz, mail at, menşın yağmuruna tut, vergilerini 5 kuruşluklarla öde, yap bir şeyler ama biliyorsun ki cumartesi gününden itibaren buraya o çöp kamyonu girmeyecek giremeyecek sen de olabildiğince az çöp üret ve çöpünü beklet. “Oooo balkonda çöp bekletmek mi!!!” bu önerime laf hazırlayanlara Ceza’nın çok önce paylaştığı bir sözü geliyor o zaman “asitli mide içinde bok taşır bu insan söyle bu kibir kime niye kime kısmet kime niyet”

Originele Viagra kopen Kamagra Oral Jelly kopen Viagra voor vrouwen Na hoelang werkt Viagra Dieetpillen Viagra kopen bij de kruidvat Generieke Viagra kopen Viagra ervaringen Viagra bestellen Viagra kopen in winkel Erectiestoornis behandelen met Viagra Viagra kopen bij de Etos Generieke Levitra kopen Viagra Soft Tabs kopen Viagra prijs Sildenafil kopen Viagra kopen in Nederland Kamagra Bruistabletten kopen Originele Levitra kopen